Sağlık Tiwi
Sağlık Tiwi

Sağlık Tiwi

      |      

Subscribers

   Latest videos

Diyabetin Sınıflandırılması
00:01:36
Sağlık Tiwi
19 Views · 7 months ago

Diyabetin Sınıflandırılması
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir? Şeker Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Diyabet (şeker hastalığı) vücudun kan şekerini uygun şekilde kullanamaması olarak tanımlanmaktadır. Yanlış beslenme ve hareketsizliğin yaygınlaşmasıyla birlikte halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin görülme sıklığı hızla artmaktadır. Şeker hastalığı her yaş grubundan insanı tehdit ederken, dünyada her altı saniyede bir kişi şeker hastalığına bağlı sorunlar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Yapılan çalışmalar 2035 yılında diyabet olacak kişilerin sayısının dünya çapında 600 milyona yaklaşacağını gösteriyor. Dünyada ayrıca 316 milyon pre-diyabet (şeker hastalığı öncesi dönem) hastası bulunuyor. Türkiye’de de diyabet ve diyabete bağlı gelişen sağlık problemleri önemli bir yer tutmaktadır. Diyabetten korunmak için kan şekerini kontrol altında tutmak büyük önem taşıyor. Rakamlar ürkütücü olsa da diyabet hastalığından korunmak hareketsiz yaşam tarzından kurtulmak ve doğru beslenme alışkanlıklarıyla mümkün olabiliyor.
ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) NEDİR?
Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, pankreastan salgılanan insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğinin söz konusu olduğu yaygın görülen bir hastalıktır. Vücudun ihtiyaç duyduğu enerji temel besin öğeleri protein, yağlar ve karbonhidratlardan sağlanır. Bu besin öğelerinin en önemlisi parçası ‘glikoz’ yani basit şekerdir. Glikozun önemi, en başta beyin olmak üzere vücudun en önemli enerji kaynağı olmasından kaynaklanır. Hücreler ihtiyaç duydukları glikozu pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla kullanır. İnsülin hormonu vücutta yapılamaz ise glikoz enerji olarak kullanılamayacak ve kan şekeri yükselecektirDiyabet hastalığının yaygınlaşmasında değişen yaşam koşulları ve beslenme alışkanlıkları etki göstermektedir. Düzenli ve dengeli beslenme prensiplerine uyarak hareketsiz yaşam tarzını terk etmek diyabet hastalığından korunmak mümkün hale gelebiliyor. Diyabet tanısı konulan hastalar uygun şekilde tedavi edilmediğinde beklenen yaşam süresi 8 yıl kısalmaktadır.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Diyabet hastalarının kanında şeker miktarı artmakta ve böbreklerden dışarı atılmaktadır. Pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi veya ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda ortaya çıkan diyabet yeni doğmuş bir bebekte de 80 yaşında bir bireyde de görülebiliyor.

Kentleşme ile birlikte gelen hareketsiz yaşam tarzı, yanlış beslenme alışkanlığıyla birlikte tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan diyabete çoğunlukla obezite eşlik etmektedir.En sık orta yaş ve üzerindeki kişilerde görülmektedir.

Beslenme alışkanlığındaki yanlışlıklar neticesinde son yıllarda çocuklarda, genç erişkinlerde obezite görülme sıklığının artış göstermesi diyabetin başlama yaşını öne çekebiliyor.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) ÇEŞİTLERİ NELERDİR?
Diyabetin birden fazla tipi vardır. Diyabet hastalığı sınıflaması en son kabul edilen şekle göre;

Tip 1 diyabet,
Tip 2 diyabet,
Gebelik (Gestasyonel) diyabeti,
Diğer sebepler (ilaç kullanımına dayalı, hormonal bozukluklara dayalı v.b) olarak belirlenmiştir.
Toplumda en sık rastlanan diyabet türleri Tip 1 ve Tip 2’dir.

Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet insülin hormonunun mutlak eksikliğinde meydana gelir. Tip 1 diyabet, bağışık sisteminin virüs, ilaç, aşılanma, fizik veya psişik stres v.b bir nedenle normalden sapması sonucu insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelerinin tahribi sonucu gelişir. Bu tahribat %80’in üzerine ulaştığında şeker hastalığı belirtileri ortaya çıkmaya başlarBu hastaların mutlaka ömür boyu insülin tedavisi almaları gereklidir.

Tip 2 Diyabet

Bu şeker hastalığı türünün başlangıç döneminde pankreas yeterli miktarda insülin salgıladığı halde salgılanan insülin hücreler tarafından kullanılamaz. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise pankreastan insülin salgılanması yetersiz hale gelir. Tip 2 türündeki şeker hastalığında uzun yıllar klinik olarak bir belirti görülmeyebilir. Enfeksiyon, ameliyat, gebelik, stres veya fazla kilo alınması diyabeti klinik olarak ortaya çıkarabilir. Tip 2 diyabet genellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerde görülür. Aile fertlerinde şeker hastalığı olanlar, aşırı kilolu kişiler, 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlarda bu tür şeker hastalığının görülme riski daha fazladır


https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~- .

FaceBook : https://facebook.com/tivuuCom
Twitter : https://twitter.com/tivuco
Instagram : https://instagram.com/tivuucom
Linkedin : https://linkedin.com/company/tivu
Pinterest : https://tr.pinterest.com/tivu_co
Tumblr : https://tumblr.com/blog/tivuco
YouTube : https://bit.ly/3uz9Efb
WhatsApp : https://bit.ly/3uyiAS8
web : https://tivu.co

Grip Asışı ne zaman yapılır.
00:00:16
Sağlık Tiwi
523 Views · 8 months ago

Grip Asışı ne zaman yaptırılır
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi

Hava sıcaklık değerlerinin gün boyunca değiştiği mevsim geçişlerinin en sık karşılaşılan hastalığı grip, doğru tedavi edilmezse sinüzit, orta kulak iltihabı gibi önemli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle 65 yaş üstü kişiler, kronik kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastaları, kanser hastaları ve sağlık çalışanları gibi risk grubunda bulunan kişilerin daha dikkatli olmasının gerektiği, bu dönemde öncelikle gripten korunma yollarını bilmek büyük önem taşıyor.

Grip hastalarıyla temastan kaçının
Yüksek ateş, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı ile seyreden gribe, influenza virüsleri neden olur. Hastalığın bulaşıcılığı, belirtilerin görülmesinden 1 gün önce başlar ve 7 gün süresince devam edebilir. Enfeksiyon; öksürme, hapşırma, konuşma ve solunum yolu salgılarının ağız, burun mukozası ve göze teması ile yayılır. Öksürük ya da hapşırık sırasında ağız ellerle kapatıldığında virüs ellere, oradan da dokunulan çeşitli yüzeylere bulaşır. Hasta olmayan insanlar bu yüzeylere elle temas eder, ellerini ağızlarına, burunlarına ve gözlerine temas ettirir ve hastalık etkenini alırlar. Bir metrelik mesafe bulaşma için riskli alandır. Virüs 0-4 °C arasında haftalarca canlılığını sürdürebildiği için kış aylarında daha sık enfeksiyon oluşturur.

Uzman kontrolünde tedavi olun
Gribal enfeksiyon tedavisinde burnun açık tutulması büyük önem taşır. Burun kapalı olduğunda sinüsler boşalmadığından grip tedavisi daha zor olan sinüzit enfeksiyonuna neden olabilir. Grip ayrıca östaki borusu tıkanıklığına da yol açarak orta kulak enfeksiyonlarına da dönüşebilir. Bu nedenle grip mutlaka uzman doktor gözetiminde tedavi edilmelidir. Grip tedavisinde istirahat etmek oldukça önemlidir. İstirahat süresinin bulaşmayı önlemek için hastalık belirtilerinin geçmesinden bir gün sonrasına kadar sürmesi gerekir. Bol sıvı alınmalı, beslenmeye dikkat edilmeli ve sigara içmemelidir.

Gripten aşıyla korunun
Aşı olmak, gripten korunmada en etkili yollardan biridir. Aşı yapıldıktan 2-3 hafta sonra vücut influenza virüsünü tanıyarak mücadele edip hastalık oluşumunu önleyebilir. Aşı canlı virüs içermediği için gribe sebep olmaz. Yaş ve kronik hastalıklar nedeniyle risk grubunda bulunan kişilerin, kalabalık ortamlarda çalışanların ve gribe yakalanmak istemeyen herkesin grip aşısı olması gerekir. Grip aşısıyla gripten % 100 korunma sağlandığı söylenemez. Ancak grip aşısı, binlerce grip mikrobu içerisinden sadece bir yıl önceki en sık karşılaşılan grip mikrobuna karşı koruyucudur. Aşı olunduktan sonra farklı bir virüse maruz kalınırsa gribe yakalanılması mümkündür.

Gribe yakalanmamak için şu önerilere dikkat edin;
Mevsim geçişlerinde hava sıcaklığına aldanmayın, tedbirli giyinin.
Gribal enfeksiyonu olan kişilerle yakın temas halinde bulunmayın
Eğer gripseniz avuç içinize hapşırmayın. Tek kullanımlık kağıt mendil ya da peçeteyle ağzınızı kapatın.
El hijyenine özen gösterin. Ellerinizi şüpheli yüzeylere temastan hemen sonra ve kış aylarında normal zamana göre daha sık yıkayın.

https://www.tivu.co/@sagliktiwi



-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Pre-Diyabet nedir
00:01:09
Sağlık Tiwi
1,484 Views · 8 months ago

Pre-Diyabet nedir
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi


https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Diyabet Riski
00:01:03
Sağlık Tiwi
4,151 Views · 8 months ago

Diyabet Riski
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Grip ve Antibiyotik
00:00:28
Sağlık Tiwi
4,341 Views · 8 months ago

Grip ve Antibiyotik
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Grip nasıl bir hastalıktır
00:00:17
Sağlık Tiwi
2,369 Views · 8 months ago

Grip nasıl bir hastalıktır

Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Gripten korunmak
00:01:07
Sağlık Tiwi
2,714 Views · 8 months ago

Gripten korunmak
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Hava sıcaklık değerlerinin gün boyunca değiştiği mevsim geçişlerinin en sık karşılaşılan hastalığı grip, doğru tedavi edilmezse sinüzit, orta kulak iltihabı gibi önemli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle 65 yaş üstü kişiler, kronik kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastaları, kanser hastaları ve sağlık çalışanları gibi risk grubunda bulunan kişilerin daha dikkatli olmasının gerektiği, bu dönemde öncelikle gripten korunma yollarını bilmek büyük önem taşıyor.

Grip hastalarıyla temastan kaçının
Yüksek ateş, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı ile seyreden gribe, influenza virüsleri neden olur. Hastalığın bulaşıcılığı, belirtilerin görülmesinden 1 gün önce başlar ve 7 gün süresince devam edebilir. Enfeksiyon; öksürme, hapşırma, konuşma ve solunum yolu salgılarının ağız, burun mukozası ve göze teması ile yayılır. Öksürük ya da hapşırık sırasında ağız ellerle kapatıldığında virüs ellere, oradan da dokunulan çeşitli yüzeylere bulaşır. Hasta olmayan insanlar bu yüzeylere elle temas eder, ellerini ağızlarına, burunlarına ve gözlerine temas ettirir ve hastalık etkenini alırlar. Bir metrelik mesafe bulaşma için riskli alandır. Virüs 0-4 °C arasında haftalarca canlılığını sürdürebildiği için kış aylarında daha sık enfeksiyon oluşturur.

Uzman kontrolünde tedavi olun
Gribal enfeksiyon tedavisinde burnun açık tutulması büyük önem taşır. Burun kapalı olduğunda sinüsler boşalmadığından grip tedavisi daha zor olan sinüzit enfeksiyonuna neden olabilir. Grip ayrıca östaki borusu tıkanıklığına da yol açarak orta kulak enfeksiyonlarına da dönüşebilir. Bu nedenle grip mutlaka uzman doktor gözetiminde tedavi edilmelidir. Grip tedavisinde istirahat etmek oldukça önemlidir. İstirahat süresinin bulaşmayı önlemek için hastalık belirtilerinin geçmesinden bir gün sonrasına kadar sürmesi gerekir. Bol sıvı alınmalı, beslenmeye dikkat edilmeli ve sigara içmemelidir.

Gripten aşıyla korunun
Aşı olmak, gripten korunmada en etkili yollardan biridir. Aşı yapıldıktan 2-3 hafta sonra vücut influenza virüsünü tanıyarak mücadele edip hastalık oluşumunu önleyebilir. Aşı canlı virüs içermediği için gribe sebep olmaz. Yaş ve kronik hastalıklar nedeniyle risk grubunda bulunan kişilerin, kalabalık ortamlarda çalışanların ve gribe yakalanmak istemeyen herkesin grip aşısı olması gerekir. Grip aşısıyla gripten % 100 korunma sağlandığı söylenemez. Ancak grip aşısı, binlerce grip mikrobu içerisinden sadece bir yıl önceki en sık karşılaşılan grip mikrobuna karşı koruyucudur. Aşı olunduktan sonra farklı bir virüse maruz kalınırsa gribe yakalanılması mümkündür.

Gribe yakalanmamak için şu önerilere dikkat edin;
Mevsim geçişlerinde hava sıcaklığına aldanmayın, tedbirli giyinin.
Gribal enfeksiyonu olan kişilerle yakın temas halinde bulunmayın
Eğer gripseniz avuç içinize hapşırmayın. Tek kullanımlık kağıt mendil ya da peçeteyle ağzınızı kapatın.
El hijyenine özen gösterin. Ellerinizi şüpheli yüzeylere temastan hemen sonra ve kış aylarında normal zamana göre daha sık yıkayın.

https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Diyabet nedir ?
00:00:37
Sağlık Tiwi
4,703 Views · 8 months ago

Diyabet nedir ?
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Son yıllarda hızla yaygınlaşan yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tazrı diyabet yani şeker hastalığına neden oluyor. Toplumda her 10 kişiden 1’inde görülen diyabetten korunmak için bilinçlenerek kan şekerini kontrol altında tutmak büyük önem taşıyor.
Diyabet kader değil önlenebilir bir hastalıktır
Ülkemizde yaklaşık 8 milyon diyabet hastası bulunmaktadır ve bu hastaların pek çoğunun bu rahatsızlıktan haberdar olmadığı bilinmektedir. Diyabetin birden fazla tipi mevcuttur. Toplumda en sık rastlanan tip 1 ve tip 2, insülin kullanımı gerektirdiği için en çok bilinen türleridir. Tip 2 diyabette temel tedavi kilo kontrolü ile başlamaktadır. Bu hastalığın genetik olduğuna işaret eden birçok çalışma olmakla birlikte, günümüzde bu oran %30 civarındadır. Yani Tip 2 diyabet doğru yöntemler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilir bir hastalıktır.

Belirtileri erken farkedin
Çok su içme, sık idrara çıkma, ağızda kuruluk ve cilt yaralarında geç iyileşme gibi belirtiler diyabet hastalığına işaret edebilir. Bu belirtilerin erken dönemde fark edilmesi ve vakit kaybetmedenönlm alınması önemlidir.

İdeail kiloda kalmak diyabetten uzaklaştırır
Diyabet hastalığında, doğru beslenme ve günlük egzersiz ile kilo kontrolü hedeflenmelidir. Katkı maddeli gıdalardan uzak kalınması gerekir. Toplumda Tip 2 diyabet riski olan kişilerin erken dönemde saptanması ve doğru bir şekilde yönlendirilmesi, diyabetin önlenmesi için önemlidir. Tip 2 diyabet de önemli ölçüde önlenebilir durumdadır. Tip 2 diyebet riski taşıyan kişilere bu dönemde vücut ağırlıklarından %5-7 kilo kaybı sağlanmalıdır. Ancak bu takdirde %56 oranında önleme sağlanabilir. Kilolu diyabet hastalarının ilk 3 ayda %7 oranında kilo vermesi iyi bir başlangıç olacaktır. Diyabetten korunmak için düzenli egzersiz yapmak ve günlük fiziksel aktiviteleri artırmak önemlidir.

Sağlıklı kişilerde de insulin direnci olabilir
Muayene ve tetkikler ile sağlıklı kabul edilebilecek kişilerde de insulin direnci olabilmektedir. Bu oran toplumda yüzde 25’lerdedir. Diyabetin genç ya da yaşlı kişilerde saptanması hastalığın adını ya da tedavi yaklaşımın değiştirmemektedir. Sadece yaşlı kişilerde, diyabet tedavisi daha özen gösterilmesi gereken bir durum olabilir.



İlaçsız tedavi hastanın durumuna göre belirlenir
İlaçsız tedavi diyabetin erken tanı döneminde özellikle yüzde 10’ları bulan bir kilo kontrolü sağlandığı takdirde Tip 2 diyabetli hastaların başarılı bir şekilde tedavi edilmesine yardımcı olabilir. Ancak bu diyabet hastalığı için tam bir iyileşme sağlamaz. İlaç tedavisi diyabet hastalarının durumuna göre belirlenebilmektedir.

Tarçın tüketimi faydalı olabiliyor
Diyabeti tedavi edici doğal bir ilaç henüz bulunmamaktadır. Ancak karbonhidratlı gıdaların emilimini yavaşlatan tarçın gibi bazı gıdalar etkili olabilmektedir.

Diyabet kalp ve böbrekleri de etkileyebilir
Diyabet; kan şekerinin yükselmesi ile tanı konulmasına rağmen beraberinde yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması, kan yağlarında yükseklik, koroner kalp hastalığı, inme, böbrek yetmezliği, körlük, nöropatiler, erkeklerde ve kadınlarda üreme fonksiyon bozuklukları ve kanser gelişimi gibi sağlığı tehdit eden çok geniş bir hastalık listesi ile birliktedir. Bu nedenle diyabet sadece kan şekeri yüksekliğinin düzeltilmesi gereken bir hastalık olarak düşünülmemelidir. Kan şekeri yüksekliği vücudumuzdaki tüm hücreler gibi damar duvarlarını döşeyen hücreler için de bir zehirdir. Bu hücrelerin fonksiyonlarının bozulmasına ve damar sertliğine neden olabilmektedir. Tüm damarlarda ve özellikle koroner damarlarda daralmalara da sebep olarak iskemik kalp hastalıklarının oluşmasını sağlayabilmektedir.



Tümör gelişimine yol açabilir
Özellikle tip 2 diyabet hastalığının başlangıcından itibaren vücutta mevcut olan “hiperinsulinemi”, vücutta bulunan tümör hücrelerinin daha hızlı büyümesine neden olarak hem yeni kanser oluşmasına hem de mevcut tümörlerin büyümesine yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra kanserli diyabetik hastalarında uygulanan kanser tedavilerinden daha iyi sonuçlar almak için mutlaka doğru bir şekilde kan şekeri kontrolü sağlanmalıdır.



Sindirim sistemindeki bakteriler diyabet gelişiminde etkili
İnsan vücudu yaklaşık 100 trilyon mikroorganizmayı içermekte ve bu mikroorganizmalar vücutta birçok fonksiyonu kolaylaştırmaktadır. Bu mikroorganizmaların bir kısmı olumsuz; yani hastalık yapan bakterilerken önemli bir kısmı da olumlu, metabolizmada etkin roller üstlenen bakterilerdir. Son yıllarda yapılan çalışmalar olumlu-olumsuz bakteriler arası oranlarda yaşanan değişikliklerin başta kilo fazlalığı olmak üzere diyabet gibi hastalıklara yol açtığını göstermektedir.

https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

DİYABET ŞEKER HASTALIĞI  BELİRTİLERİ
00:01:22
Sağlık Tiwi
6,574 Views · 8 months ago

DİYABET ŞEKER HASTALIĞI BELİRTİLERİ
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Diyabet (şeker hastalığı) vücudun kan şekerini uygun şekilde kullanamaması olarak tanımlanmaktadır. Yanlış beslenme ve hareketsizliğin yaygınlaşmasıyla birlikte halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin görülme sıklığı hızla artmaktadır. Şeker hastalığı her yaş grubundan insanı tehdit ederken, dünyada her altı saniyede bir kişi şeker hastalığına bağlı sorunlar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Yapılan çalışmalar 2035 yılında diyabet olacak kişilerin sayısının dünya çapında 600 milyona yaklaşacağını gösteriyor. Dünyada ayrıca 316 milyon pre-diyabet (şeker hastalığı öncesi dönem) hastası bulunuyor. Türkiye’de de diyabet ve diyabete bağlı gelişen sağlık problemleri önemli bir yer tutmaktadır. Diyabetten korunmak için kan şekerini kontrol altında tutmak büyük önem taşıyor. Rakamlar ürkütücü olsa da diyabet hastalığından korunmak hareketsiz yaşam tarzından kurtulmak ve doğru beslenme alışkanlıklarıyla mümkün olabiliyor
ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) NEDİR?
Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, pankreastan salgılanan insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğinin söz konusu olduğu yaygın görülen bir hastalıktır. Vücudun ihtiyaç duyduğu enerji temel besin öğeleri protein, yağlar ve karbonhidratlardan sağlanır. Bu besin öğelerinin en önemlisi parçası ‘glikoz’ yani basit şekerdir. Glikozun önemi, en başta beyin olmak üzere vücudun en önemli enerji kaynağı olmasından kaynaklanır. Hücreler ihtiyaç duydukları glikozu pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla kullanır. İnsülin hormonu vücutta yapılamaz ise glikoz enerji olarak kullanılamayacak ve kan şekeri yükselecektirDiyabet hastalığının yaygınlaşmasında değişen yaşam koşulları ve beslenme alışkanlıkları etki göstermektedir. Düzenli ve dengeli beslenme prensiplerine uyarak hareketsiz yaşam tarzını terk etmek diyabet hastalığından korunmak mümkün hale gelebiliyor. Diyabet tanısı konulan hastalar uygun şekilde tedavi edilmediğinde beklenen yaşam süresi 8 yıl kısalmaktadır.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Diyabet hastalarının kanında şeker miktarı artmakta ve böbreklerden dışarı atılmaktadır. Pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi veya ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda ortaya çıkan diyabet yeni doğmuş bir bebekte de 80 yaşında bir bireyde de görülebiliyor.

Beslenme alışkanlığındaki yanlışlıklar neticesinde son yıllarda çocuklarda, genç erişkinlerde obezite görülme sıklığının artış göstermesi diyabetin başlama yaşını öne çekebiliyor.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) ÇEŞİTLERİ NELERDİR?
Diyabetin birden fazla tipi vardır. Diyabet hastalığı sınıflaması en son kabul edilen şekle göre;

Tip 1 diyabet,
Tip 2 diyabet,
Gebelik (Gestasyonel) diyabeti,
Diğer sebepler (ilaç kullanımına dayalı, hormonal bozukluklara dayalı v.b) olarak belirlenmiştir.
Toplumda en sık rastlanan diyabet türleri Tip 1 ve Tip 2’dir.

Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet insülin hormonunun mutlak eksikliğinde meydana gelir. Tip 1 diyabet, bağışık sisteminin virüs, ilaç, aşılanma, fizik veya psişik stres v.b bir nedenle normalden sapması sonucu insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelerinin tahribi sonucu gelişir.

Tip 2 Diyabet

Bu şeker hastalığı türünün başlangıç döneminde pankreas yeterli miktarda insülin salgıladığı halde salgılanan insülin hücreler tarafından kullanılamaz. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise pankreastan insülin salgılanması yetersiz hale gelir. Tip 2 türündeki şeker hastalığında uzun yıllar klinik olarak bir belirti görülmeyebilir.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) BELİRTİLERİ NELERDİR?
Tüm hücrelerin ve dokuların etkilendiği diyabet hastalığında, düzenli tıbbi bakım gerekmektedir. Hastaların en tipik şikayetleri; çok su içme, sık idrara çıkma (özellikle geceleri) ve anormal biçimde iştah artışı olarak bilinmektedir. Hastalığın belirtileri ise; kilo kaybı, bulanık görme, idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları gibi çok geniş bir yelpazede yer almaktadır.

Tip 1 şeker hastalığı belirtileri nelerdir?
. Diyabetin belirtileri şu şekilde sıralanabilir;

Bulantı-kusma
Halsizlik, yorgunluk
Karın ağrısı
Derin solunum
Nefeste aseton kokusu
Dalgınlık
Özellikle geceleri sık idrara gitme
Ağız kuruluğu
Çok su içme
Ciltte kuruluk
Tip 2 şeker hastalığı belirtileri nelerdir?
İştah iyi olmasına rağmen kilo kaybı
Kimi durumlarda görme bozuklukları
Cilt yaralarının geç iyileşmesi
Kaşıntı
Sık sık enfeksiyon gelişmesi (özellikle idrar yolu enfeksiyonu)
Ellerle ve ayaklarda uyuşma-karıncalanma
Kadınlarda vajinal akıntı, kaşınma yakınmaları
Derin solunum, soluğun aseton (ekşimiş elma gibi)kokması, dilde kuruluk, uyku hali Tip 2 diyabette komanın belirtileri olup hemen hastaneye başvurmayı gerektirir.


https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Diyabet Kontrolü
00:01:16
Sağlık Tiwi
278 Views · 8 months ago

Diyabet Kontrolü
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Kan şekeri kontrolü şeker hastaları için büyük önem taşımaktadır. Ağızdan alınan ilaçlar veya insülin tedavisi tedavinin %50’sini oluştururken tedavinin %50’si de beslenme tedavisiyle sağlanmaktadır. Şeker hastaları sağlıklı bir beslenme programı izleyerek kan şekeri kontrolünü sağlamalıdır. Bu nedenle kandaki şeker seviyesinin yüksekliğine bağlı olarak ortaya çıkan birçok kronik hastalıktan korunmaları ve yaşam kalitelerini artırmaları mümkündür.

Kan şekeri kontrol altına alınmalı
Kan şekerinin yükselmesinin temel nedeni, vücuttaki insülin hormonunun yokluğu, eksikliği veya var olan insülinin etkisizliğidir. Sağlıklı bireylerde kan şekeri, insülin hormonu tarafından dengelenir. Ancak diyabetlilerde vücut yeterli insülin hormonu salgılayamadığı veya salgılanan insülin hormonu kandaki şekerin vücut tarafından kullanılmasında yeterli etkiyi göstermediği için kan şekeri yükselir.


Hangi besinden ne kadar tüketileceğini bilmek önemli
Şeker hastalığının öncelikli tedavisi, şeker düzeyini kontrol altına alacak uygun beslenme programıdır. Diyabetin beslenme ile tedavisinde, hangi besinin tercih edileceği değil hangi besinden ne kadar tüketileceği önemlidir. Bu noktada, şeker hastalarının porsiyon kontrolü yapması ve bu konuda gerekli beslenme eğitimi alması çok önemlidir. Örneğin; bir şeker

Hastası; ekmek, makarna, pilav, börek, meyve, şeker, bal gibi karbonhidrat içeren besinleri gereğinden fazla tüketirse kandaki şeker düzeyini dengelemekte zorluk çeker. Bu nedenle diyabetli bir birey, gereksinimi olan karbonhidrat miktarını ve bu miktarı hangi besinlerden sağlayabileceğini çok iyi bilmelidir. Ancak kan şekeri kontrolünde karbonhidrat tüketimi dışında, yağ ve protein içeren besin tüketimi ile öğün saatlerine de dikkat edilmelidir.

Obez diyabetlilerde öncelikle yağ dokusu azaltılmalı
Hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabetli bireylerin beslenmesi programlanırken öncelikle kişinin medikal tedavisiyle ilgili bilgi alınmalıdır. Hastanın kullandığı insülinin vücuttaki etki mekanizmasına, besin gereksinimine, diyabete eşlik eden hastalıkların bulunmasına; yaşam alışkanlıklarına göre öğün saatleri ve öğün içeriği belirlenmelidir. İnsülin tedavisi alan ya da almayan Tip 2 diyabetli bireylerin büyük çoğunluğunun fazla kilolu veya obezdir. Bu nedenle bu hastaların öncelikle fazla kilolarından kurtulmasına yönelik bir program belirlemeleri zorunludur. Obez diyabetlilerde beslenme tedavisinden olumlu sonuç alabilmek amacıyla hastada aşırı kilonun nedenlerinin araştırılması ve buna göre çözümler üretilmesi önemlidir.



Beslenme programına diyetisyen karar vermeli
Diyabette özellikle ara öğünler çok önemlidir. Ara öğün sayısı ve içeriği; bireyin beslenme tarzına, yaşam biçimine, kan bulgularına, uygulanan tedaviye göre belirlenmelidir. Bunun yanında ara öğünde tüketilecek besinin kan şekerini hızla yükselten glisemik indeksi yüksek olmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü bu besin grupları kısa sürede kan şekerini yükseltme özelliğine sahiptir. Glisemik indeksi yüksek olan besinler tokluk kan şekerini yükseltir.


Kan şekerini yükseltmeyen besinler tercih edilmeli
Glisemik indeksi düşük başlıca besinler ve özellikleri şöyle sıralanır:

Tam tahıl ekmeği, beyaz ekmeğe göre kan şekerini daha geç ve yavaş yükseltir. Kepekli bisküvilerin glisemik indeksi normal şekerli bisküvilere göre daha düşüktür. Greyfurtun ve elmanın glisemik indeksi diğer meyvelere kıyasla daha düşüktür. Tam tahıllı makarna, bulgur pilavı, beyaz unlu makarna ve pilavına göre daha sağlıklı bir seçimdir. Olgunlaşmamış bir meyve, olgunlaşmış bir meyveye göre kan şekerinin daha geç ve daha yavaş yükselmesine neden olur. Glisemik indeksi kavramı ile anlatılmak istenen sürekli glisemik indeksi düşük besin tercihinin yapılması değil; yüksek olana kıyasla düşük olanın tercih edilmesidir. Glisemik indeksi en düşük olan seçenek sürekli olarak tercih edilemeyebilir veya uygulaması sağlıklı olmayabilir.

https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Grip
00:00:28
Sağlık Tiwi
5,037 Views · 8 months ago

Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Çoğunlukla 1-2 hafta içinde doğru tedavi planlaması ile atlatılan bir sağlık sorunu olan grip; çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi düşük olan bireylerde dikkat edilmezse hayati tehlikelere yol açabiliyor. Gripten korunmak için bazı kişisel önlemler ve uzman yardımı alınması önem taşıyor
GRİP NEDİR?
Öksürük, halsizlik, yüksek ateş şikayetleriyle özellikle soğuk havalarda ve mevsim geçişlerinde görülen grip, influenza A ve B virüslerinin yol açtığı bir enfeksiyondur. Salgın halinde pek çok insanı etkileyebilen gripten korunmak için mevsimine uygun giyinmek, dengeli ve sağlıklı beslenmek, hasta kişilerle temasta bulunmaktan kaçınmak önemlidir. Grip halk arasında soğuk algınlığı (nezle) ile de karıştırılabilmektedir. Grip de nezle gibi bulaşıcı bir virüs enfeksiyonu olmakla birlikte soğuk algınlığına göre çok daha ağır seyreden bir hastalıktır. 0-4 °C arasında haftalarca canlılığını sürdürebildiği için kış aylarında daha sık enfeksiyon oluşturan grip virüsünün buluşması son derece kolaydır. Virüs en çok öksürme, hapşırma, konuşma temas yoluyla geçer.

Grip virüsü hasta kişilerin temas ettiği tüm nesneler bulaş açısından önem taşımaktadır. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, sağlık çalışanları ve öğretmenler gibi risk grubu içerisinde bulunanlar gribi daha ağır geçirmektedir. Erken dönemde önlem alınmadığında birçok sağlık sorununa yol açabilen gripten korunmak için ellerin gün içinde sabun ve suyla yıkanması çok önemlidir. Grip enfeksiyonuna yakalanan kişilerin bilinçsizce grip ilaçlarına başlamak yerine doktora başvurarak tedavi olması gerekmektedir. Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü Uzmanları, grip ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

GRİPTE RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
Grip veya komplikasyonlarını geliştirme riskinizi artırabilecek risk faktörleri şunları içerir:

Yaş: Mevsimsel grip; 6 aydan 5 yaşına kadar çocukları ve 65 yaş ve üstü yetişkinleri hedefleme eğilimindedir.

Yaşam veya çalışma koşulları: Huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanlar toplu ortamlarda yaşayan veya çalışan kişilerin gribe yakalanma olasılığı daha yüksektir. Hastanede kalan kişiler de daha yüksek risk altındadır.



Kronik hastalık:Astım, diyabet, kalp hastalığı, sinir sistemi hastalıkları, metabolik bozukluklar, böbrek, karaciğer veya kan hastalıkları, akciğer hastalıkları gibi kronik durumlar, grip komplikasyonları riskini artırabilir.

Gebelik: Hamile kadınların özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde influenza komplikasyonları geliştirme olasılığı daha yüksektir. Kadınların bebeklerini doğurduktan iki hafta sonrasına kadar da griple ilişkili komplikasyonlar geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Morbid Obezite: Vücut kitle indeksi (BMI) 40 veya daha fazla olan kişilerde grip komplikasyonları riski artabilir.

GRİP BELİRTİLERİ NELERDİR?
İki-iç günlük kuluçka döneminden sonra ortaya çıkan grip hastalığının belirtileri, soğuk algınlığı ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılabilmektedir. Soğuk algınlığı (nezle), yavaş yavaş gelişen halsizlik, boğaz ağrısı, kesik kesik öksürme gibi belirtiler gösterir. Ayakta ve hafif olarak atlatılır.

Grip olan bir kişide şu belirtiler görülebilir.

Ateş yükselmesi
Tıkalı burun veya burun akıntısı
Soğuk terleme, titreme
Bazı kişilerde şiddetli olabilen ağrılar
Yorgunluk hissi
Baş ağrısı
Grip olan herkeste bu semptomların tümü görülmeyebilir. Örneğin ateş yükselmesi şikayeti olmayan bir kişinin de grip olması mümkündür.

GRİBİN NEDENLERİ NELERDİR?
Grip; temel olarak burun, boğaz, bronşları ve daha ender olarak akciğerleri etkileyen influenza virüsüne bağlı solunum yolu enfeksiyonudur. Öksürük, hapşırma, yakın temas, öpüşme, tokalaşma ile çok çabuk bulaşabilen influenza virüsü ellerin gün içinde sık sık yıkanmaması sonucu yayılmaktadır.

GRİP NASIL GEÇER? TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?
“İlaçla 7 gün, ilaçsız 1 hafta” denilerek kontrol altına alınmayan grip enfeksiyonu, zatürre ve menenjit gibi ciddi hastalıklara da zemin hazırlayabiliyor. Dolayısıyla grip tedavisi ihmal edilmemeli, tedavi için bir uzmana başvurulmalıdır.

GRİP İNATÇI ÖKSÜRÜK BIRAKABİLİR
Grip enfeksiyonuna yakalananlar ısı değişikliklerinden, tozlardan ve hava kuruluğundan çabuk etkilenip öksürür. Grip uzun süre tedavisiz kaldıktan sonra geçse bile arkasında inatçı öksürük bırakabilir.


GRİP HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR
Grip enfeksiyonu- soğuk algınlığı (nezle) farkları nelerdir?

Grip, influenza A ve B virüstlerinin yol açtığı bir enfeksiyondur. Soğuk algınlığına ise 200’den fazla virüs yol açar. Soğuk algınlığı şikayetinde bulunan kişilerde ya ateş yoktur ya da hafif şekilde seyreder. Grip hastalarında ise aniden ateş yükselmesi görülür. Gripte baş ağrısı her zaman görülürken, soğuk algınlığı olan kişilerde baş ağrısı bazen ortaya çıkar.
https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Gebelik ve Diyabet
00:01:20
Sağlık Tiwi
3,889 Views · 8 months ago

Gebelik ve Diyabet
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Yaklaşık 40 haftalık heyecanlı bekleyişte ortaya çıkabilen gestasyonel diyabet yani gebelik diyabeti, pek çok anne adayını endişelendiriyor. Daha önce kan şekeri hiç yükselmemiş kadınlarda da gebelik diyabeti görülebiliyor. Ancak düzenli beslenme ve egzersizin yanı sıra gerekli hallerde ilaç desteğiyle kontrol altına alınabilen bu tabloyla hem anne hem de bebekte herhangi bir sorun ortaya çıkmıyor.
Açlık kan şekerine göre yapılıyor
Sıklıkla doğumun ardından normale dönse de, gebelik diyabeti yaşayan kadınların yüzde 40’ında 20 yıl içinde diyabet gelişebilmektedir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmaya, sağlıklı beslenmeye ve pankreası idareli kullanmaya özen gösterilmelidir. Gebelik diyabeti kontrolü, bebek bekleyen her kadına uygulanan rutin bir testle yapılmaktadır. Şeker yükleme testi olarak adlandırılan taramanın öncesinde açlık kan şekeri kontrol edilmektedir. Açlık kan şekeri 125’in üzerinde olan kişiler diyabetiktir. Ölçüm sonucu 95-125 arası olanların da önemli bölümü diyabet hastası olabilmektedir. Bu gruba yükleme testi uygulanmaz ancak günlük kan şekeri takibine alınarak, kontrol edilir. Kan şekeri seviyesi 95’in altında olan kadınlarda ise diyabet olmaz ve 75 gram glikoz içirilerek genel durumu kontrol edilir. Verilen içecek bağırsaktan emilerek karaciğere gider, orada işlenerek de kana geçer. Kan şekeri seviyesi 95’in altında olan ve şeker yükleme testi yapılan anne adaylarında seviye artsa da, bu düzey asla 200-300’e çıkmaz. Öte yandan toplumda yanlış bilinenin aksine glikoz yüklemesinin bebeğe hiçbir zararı yoktur. Çünkü vücuda giren glikoz, gündelik yaşamda tüketilen şekerden hayli farklı bir yapıdır. Daha önce iri bebek dünyaya getiren, ailesinde diyabet hastalığı ya da gebelik diyabeti olan kişiler ile 35 yaşın üzerindeki obez kadınlarda gebelik diyabeti görülme oranı daha yüksektir.

Amaç, şeker düzeyini dengelemek
Hamile kadınların, şekeri işleme mekanizması iyi çalışmayabilir. Bu sürecin bozulması ve şekerin hücre içine sokulamaması ise hücrenin bunu kullanamaması anlamına gelir. Sonuçta da kan şekeri yükselerek, diyabet hastalığı ortaya çıkar. Diyabet tedavisinde kullanılan ilacın görevi, glikozun hücre içine girmesini sağlamaktır. Tedavinin öncelikli amacı, kandaki şeker düzeyini normale döndürmek; ikincisi de iyi çalışması için hücrenin içinde kullandırılmasıdır. Bu durum hamilelik dışında bir sorun yaratmaz. Ancak plasentanın büyümesine bağlı olarak gebelik hormonları çok yükselir. Bu hormonlar da glikozun hücre içine girmesini zorlaştırmaktadır.

Test bebeğe zarar vermiyor
Enerji için hem anne, hem de onun vücudunda hızla büyüyen bebek şekere ihtiyaç duyar. Dolayısıyla glikoz, plasentadan öncelikli geçer. Ancak gebelik öncesi sınırda olan bu sistem, özellikle önceden diyabete eğilimi olan kadınlarda üst sınıra çıkabilmektedir. Bu durumda glikoz anneye zarar verebilir ama fetüsün organlarında herhangi bir sorun yaratmaz. Çünkü plasentadan ne kadar şeker geçerse geçsin, fetüsün sonsuz ayarlama kapasitesine sahip pankreasında insülin yapımı o kadar çok olur. Ancak insülin aynı zamanda büyüme hormonu da olduğundan bebeklerin iri ve kilolu doğmasına yol açabilir. Buradaki bir diğer önemli nokta da glikoz alımına alışkın olan bu bebekler, dünyaya geldikten sonra buna uygun beslenmese de insülin salgılanmaya devam eder. Dolayısıyla diğer bebeklere göre daha çok şeker vermek gerekebilir. Aksi takdirde kan şekeri oranları hızla düşer. Yenidoğanda bebek hipoglisemisi büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu gruptaki bebeklerin 30-40 yaşına geldiğinde diyabet hastası olma ihtimali yüzde 20 seviyesindeyken, annesi ya da kardeşlerinde diyabet varlığı halinde bu oran daha da artmaktadır. Bu bebeklerin sağlığını koruyabilmesi için yaşam boyu egzersiz ve diyet yapması gerekmektedir.

Günlük kalori alımını 250-300 kalori artırmak yetiyor
Gebeliğin belli döneminde doyma çıtası yukarı çıkar ve bu da anne adayının aç kalmamasını sağlar. Öğün aralarının altı saatten çok olması kan şekerinin düşmesine yol açar ki düşük kan şekeri, bebeğe şekerin yükselmesinden daha çok zarar verir.

Gebelik diyabetinden korunmak için bu önerilere kulak verin
Bebek bekleyen anne adaylarına gebelik diyabetine karşı beslenme önerileri şöyle sıralanmaktadır:

Tatlı, tadımlık olmak kaydıyla yasak değildir.
Kahvaltıda birkaç ince dilim ekmek tüketilebilir.
Kalori normal sınırlardaysa, diğer öğünlerde ekmek kaldırılmalıdır.
Gebelik öncesindeki porsiyon oranları artırmadan devam etmelidir.
Bir öğünde ekmek tüketildiyse beraberinde pilav, börek, makarna veya tatlı tüketilmemelidir.
Bir öğünde börek tüketip, aynı gün başka bir öğünde makarna tüketildiyse o gün pilav veya ekmek tüketilmemelidir.
Günde 15-20 dakikayı aşmayan yürüyüş ya da egzersizler atlanmamalıdır.




https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Çocuk ve Diyabet
00:01:31
Sağlık Tiwi
16,439 Views · 8 months ago

Çocuklarda Diyabet
Prof. Dr. Birsel Kavaklı SağlıkTiwi
Diyabet (şeker hastalığı) vücudun kan şekerini uygun şekilde kullanamaması olarak tanımlanmaktadır. Yanlış beslenme ve hareketsizliğin yaygınlaşmasıyla birlikte halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin görülme sıklığı hızla artmaktadır. Şeker hastalığı her yaş grubundan insanı tehdit ederken, dünyada her altı saniyede bir kişi şeker hastalığına bağlı sorunlar nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Yapılan çalışmalar 2035 yılında diyabet olacak kişilerin sayısının dünya çapında 600 milyona yaklaşacağını gösteriyor.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) NEDİR?
Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, pankreastan salgılanan insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğinin söz konusu olduğu yaygın görülen bir hastalıktır. Vücudun ihtiyaç duyduğu enerji temel besin öğeleri protein, yağlar ve karbonhidratlardan sağlanır. Bu besin öğelerinin en önemlisi parçası ‘glikoz’ yani basit şekerdir. Glikozun önemi, en başta beyin olmak üzere vücudun en önemli enerji kaynağı olmasından kaynaklanır.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Diyabet hastalarının kanında şeker miktarı artmakta ve böbreklerden dışarı atılmaktadır. Pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi veya ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda ortaya çıkan diyabet yeni doğmuş bir bebekte de 80 yaşında bir bireyde de görülebiliyor.

Kentleşme ile birlikte gelen hareketsiz yaşam tarzı, yanlış beslenme alışkanlığıyla birlikte tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan diyabete çoğunlukla obezite eşlik etmektedir.En sık orta yaş ve üzerindeki kişilerde görülmektedir.

Beslenme alışkanlığındaki yanlışlıklar neticesinde son yıllarda çocuklarda, genç erişkinlerde obezite görülme sıklığının artış göstermesi diyabetin başlama yaşını öne çekebiliyor.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) ÇEŞİTLERİ NELERDİR?
Diyabetin birden fazla tipi vardır. Diyabet hastalığı sınıflaması en son kabul edilen şekle göre;

Tip 1 diyabet,
Tip 2 diyabet,
Gebelik (Gestasyonel) diyabeti,
Diğer sebepler (ilaç kullanımına dayalı, hormonal bozukluklara dayalı v.b) olarak belirlenmiştir.
Toplumda en sık rastlanan diyabet türleri Tip 1 ve Tip 2’dir.

Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet insülin hormonunun mutlak eksikliğinde meydana gelir. Tip 1 diyabet, bağışık sisteminin virüs, ilaç, aşılanma, fizik veya psişik stres v.b bir nedenle normalden sapması sonucu insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelerinin tahribi sonucu gelişir. Bu tahribat %80’in üzerine ulaştığında şeker hastalığı belirtileri ortaya çıkmaya başlarBu hastaların mutlaka ömür boyu insülin tedavisi almaları gereklidir.

Tip 2 Diyabet

Bu şeker hastalığı türünün başlangıç döneminde pankreas yeterli miktarda insülin salgıladığı halde salgılanan insülin hücreler tarafından kullanılamaz. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise pankreastan insülin salgılanması yetersiz hale gelir. Tip 2 türündeki şeker hastalığında uzun yıllar klinik olarak bir belirti görülmeyebilir. Enfeksiyon, ameliyat, gebelik, stres veya fazla kilo alınması diyabeti klinik olarak ortaya çıkarabilir. Tip 2 diyabet genellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerde görülür. Aile fertlerinde şeker hastalığı olanlar, aşırı kilolu kişiler, 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlarda bu tür şeker hastalığının görülme riski daha fazladır

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) BELİRTİLERİ NELERDİR?
Tüm hücrelerin ve dokuların etkilendiği diyabet hastalığında, düzenli tıbbi bakım gerekmektedir. Hastaların en tipik şikayetleri; çok su içme, sık idrara çıkma (özellikle geceleri) ve anormal biçimde iştah artışı olarak bilinmektedir. Hastalığın belirtileri ise; kilo kaybı, bulanık görme, idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları gibi çok geniş bir yelpazede yer almaktadır.

Tip 1 şeker hastalığı belirtileri nelerdir?
. Diyabetin belirtileri şu şekilde sıralanabilir;

Bulantı-kusma
Halsizlik, yorgunluk
Karın ağrısı
Derin solunum
Nefeste aseton kokusu
Dalgınlık
Özellikle geceleri sık idrara gitme
Ağız kuruluğu
Çok su içme
Ciltte kuruluk
Tip 2 şeker hastalığı belirtileri nelerdir?
İştah iyi olmasına rağmen kilo kaybı
Kimi durumlarda görme bozuklukları
Cilt yaralarının geç iyileşmesi
Kaşıntı
Sık sık enfeksiyon gelişmesi (özellikle idrar yolu enfeksiyonu)
Ellerle ve ayaklarda uyuşma-karıncalanma
Kadınlarda vajinal akıntı, kaşınma yakınmaları
Derin solunum, soluğun aseton (ekşimiş elma gibi)kokması, dilde kuruluk, uyku hali Tip 2 diyabette komanın belirtileri olup hemen hastaneye başvurmayı gerektirir.




https://www.tivu.co/@sagliktiwi

-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?"
https://www.youtube.com/watch?v=NugkrHCPiDM
-~-~~-~~~-~~-~-

Uzman olmayan kişiler beslenme programı yazabilir mi?
00:00:57
Sağlık Tiwi
13 Views · 9 months ago

Uzman olmayan kişiler beslenme programı yazabilir mi?
Diyetisyen Özge Bezirci SağlıkTiwi

Alanında uzman olmayan kişlerin size sunduğu diyet programlarından uzak durun.

Diyetisyenlerinizin uzmanlık sertifikalarına mutlaka dikkat edin.
Bir spor eğitmeninin beslenme programı yazma yetkisinin olmadığı gibi, bir diyetisyenin de egzersiz programı oluşturma yetkisi yoktur. Lütfen bu konuda da, konunun uzmanlarından yani spor eğitmenlerinden bilgi alın.



https://www.tivu.co/@sagliktiwi

Please watch: "Nasıl, neden ve ne kadar su içemeliyiz ? "
https://www.youtube.com/watch?v=nOWjDHizlls --~--

Gün içerisinde kaç öğün beslenmeliyiz?
00:01:03
Sağlık Tiwi
12,432 Views · 9 months ago

Gün içerisinde kaç öğün beslenmeliyiz?
Diyetisyen Özge Bezirci SağlıkTiwi

Öğün Sayısı ve İçeriğinin Önemi
Vücuda alınan besinlerin sindirilmesi ve vücut tarafından kullanılması besinlerin bileşimlerine ve öğünler arasında geçen süreye bağlı olarak farklılık gösterir. Besinlerin miktarı ve tüketilme zamanlarına göre, vücutta hormonal ve enzimatik birtakım değişimler olmaktadır. Vücut, yaşamını bu koşullara uydurarak sürdürmeye çalışır. Ancak tek yönlü beslenme, aç kalma veya aşırı beslenme gibi durumlarda organizmanın bu sistemlerde oluşturduğu değişimler sağlığı da olumsuz yönde etkileyecektir.

Öğünlerin uzun aralıklarla tüketilmesi sonucu vücut daha az protein ve su tutup idrarla fazla azot (protein yapısında bulunur) atar. Organizmanın protein sentezi için protein kullanımı belirli zamanla sınırlıdır. Vücuda fazla miktarda protein alındığında idrarla azot atımı artar. Çünkü organizma kendisinin kullanmadığı azotu atacak bir uyum mekanizması geliştirir. Yemek kısa aralıklarla yendiğinde ise vücutta pozitif bir azot dengesi oluşmakta ve vücut proteinleri artmaktadır. Uzun aralıklarla beslenmede ise bunun aksine, vücutta yağ birikimi artar, bu durum kan yağları (kolesterol ve lipit) düzeyini arttırarak kalp hastalıkları ve diyabet riskini arttırır.

Yeterli ve dengeli beslenmede öğün sayısı kadar içeriği de önemlidir. Öğünlerde besin ögelerinin dağılımı ne kadar dengeli olursa metabolizmanın da o kadar düzenli çalıştığı bilinmektedir. Yalnız tahıllardan oluşan bir diyetle beslenildiğinde vücut canlılığını kaybetmektedir. Bu durum protein sentezi ile ilgilidir. Vücudun büyüme ve gelişmesinde önemli rolü olan proteinlerin vücutta sentezlenebilmeleri için yeterli düzeylerde bulunmaları gerekir. Bir öğünde, yetersiz alınan protein sonraki öğünle sağlanamamaktadır. Proteini iki öğüne dağılmış olarak alanlarda azot dengede kalırken, üç öğün yiyenlerde pozitif bir denge sağlanmaktadır.

Diyette karbonhidrat düşük olduğunda da, karbonhidrat metabolizmasının bozulduğu, buna bağlı olarak plazma serbest yağ asitlerinin yükseldiği görülmüştür. Diyette karbonhidrat azaltılınca diyet proteinlerinin büyük kısmı glikoza çevrilmektedir. Bu nedenle öğünlerin içeriğinde karbonhidrat, protein ve yağdan gelen enerji sırasıyla % 55-60, % 10-15 ve % 25-30 olmalıdır. Protein, yağ ve karbonhidratların kullanılmasında pek çok mineral ve vitamin de görev yapmaktadır. Öğünlerde bu besin ögelerinin de dengeli dağılımı gereklidir.
Metabolizmanın düzenli çalışması için, günde en az üç öğün tüketilmesi ve öğünler arasında geçen sürenin 4-5 saat olması önerilmektedir
Vücudun uygun ve yeterli enerji üretimi kan şeker düzeyi ile ilişkilidir. Hücreler şekeri kullandıkça şekerin kandaki düzeyinde ve enerji üretiminde azalma görülür. Bu durum kişide yorgunluk, dikkatte azalma, kuvvetsizlik, açlık hissi, bazen baş ağrısı şeklinde kendini gösterir. Kan şeker düzeyi normalin altına düşmüş kişi daha huysuz ve uyumsuz olur. Buna karşın kan şekeri, alınan yiyeceklerle açlık düzeyinin üzerinde tutulursa enerji kolay üretilir, kişi kendini daha iyi hisseder, daha çabuk ve açık düşünür, davranışları uyumlu ve neşeli olur. Ancak fazla besin alımı ile şekerin aşırı yükselmesi uyku hali yaratır, verimi düşürür. Bu durum şeker hastaları için tehlikelidir.

Akşam yemeği ile sabah kahvaltısı arasında yaklaşık 11 – 12 saatlik bir süre geçmektedir. Kahvaltı yapılmadığında bu süre 16 –17 saate çıkar. Uygun aralıklı öğün alınmasının yararları dikkate alınırsa bu kadar uzun süre vücudu besinsiz bırakmanın zararı açıktır.
Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi, 2004

https://www.tivu.co/@sagliktiwi

Please watch: "Nasıl, neden ve ne kadar su içemeliyiz ? "
https://www.youtube.com/watch?v=nOWjDHizlls --~--

Light ürünler tavsiye edilir mi ?
00:01:28
Sağlık Tiwi
8,543 Views · 9 months ago

Please watch: "Nasıl, neden ve ne kadar su içemeliyiz ? "
https://www.youtube.com/watch?v=nOWjDHizlls --~--
Light ürünler tavsiye edilir mi ?
Diyetisyen Özge Bezirci SağlıkTiwi
Ramazan ayında formunu korumak ve kilo vermek isteyenlere önerilerim şu şekilde;

İftarda tüm besinler aynı anda ve hızlı bir şekilde tüketilmemeli, az ve sık beslenme prensibi ramazan ayında da sürdürülmeli.
Tüketmek istediğiniz yüksek kalorili besinleri yani ‘’kaçamakları’’ haftanın 1-2 günü ile sınırlandırıp diğer günler dengelerseniz asla kilo almazsınız.
Tatlı tüketimi haftada 1-2 günü geçmeyecek şekilde ve iftardan 1-1,5 saat sonra olmalı.. Şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlılar tercih edilmeli; örneğin güllaç hem düşük kalorili hem hafif harika bir ramazan klasiğidir.
Ramazan ayında beslenmenin en önemli kurallarından biri günlük su tüketimidir. Sıcak havaların da etkisiyle vücutta oluşan sıvı ve mineral kaybını önlemek için 2-2,5 litre su mutlaka tüketilmelidir. Buna ek olarak günde 1 şişe doğal maden suyu , mineral kayıplarımızı dengelemeye yardımcı olur. Su dışında sıvı ihtiyacımızı şekerli ve asitli içecekler yerine ev yapımı az şekerli limonata, ayran, şekersiz komposto gibi içeceklerle karşılayabiliriz.
Sahur kesinlikle atlanmamalıdır. Sahur öğününü atlamak gün içinde kan şekerimizin düşmesine neden olur. Sahur öğününü kahvaltı gibi düşünüp protein ağırlıklı ve tok tutan düşük kalorili besinler tercih etmeliyiz.
Pide tüketimine dikkat etmeli, iftarda bir tost ekmeği boyutunda tüketmeliyiz.

https://www.tivu.co/@sagliktiwi

Kalori hesabı yapmak doğrumu dur ?
00:01:28
Sağlık Tiwi
2,121 Views · 9 months ago

Kalori hesabı yapmak doğrumudur?
Diyetisyen Özge Bezirci SağlıkTiwi

- PAKETLİ ÜRÜNLER YASAK!(EVET,BITTER ÇIKOLATA BİLE :)
- MEYVE, KURUMEYVE, DOĞAL PEKMEZ VE BAL SERBEST! (TABİ Kİ MİKTARA DIKKAT EDEREK!)
- SU, EN AZ 2 LİTRE!
- DİĞER BESINLERDE KISITLAMA YOK!
- ET,SEBZE,SÜT ÜRÜNLERİ,TAHILLAR,KURUYEMIŞLER SERBEST!

---------------------------------

İnsanları teşvik etmek istedim ve şunu yazdım ;

Hadi birlikte başlayalım. Benim amacım vücudumu arındırmak, son 1 aydır üzerimde bir yorgunluk var. Amacım bundan kurtulmak, arınmak, capcanlı olmak. Amaç farklı da olabilir, örneğin kilo vermek. Her gün, yaşadıklarımı yazmaya çalışacağım. Şimdiden 2 kişi olduk, bir söz aldım, siz de katılın! Hadi bakalım, yapabiliriz :)

Bu yazıya gelen tepkiler çok güzeldi. Hep beraber başladık ve gün gün paylaşımlar yaptık.

21 gün bittiğinde, kilo verenler bile oldu. Ben kendimi çok sağlıklı ve enerjik hissetmeye başladım. Şekersiz bir hayatta da mutlu olabileceğimizi anladım.


Please watch: "Nasıl, neden ve ne kadar su içemeliyiz ? "
https://www.youtube.com/watch?v=nOWjDHizlls --~--
https://www.tivu.co/@sagliktiwi

Nasıl, neden ve ne kadar su içemeliyiz ?
00:01:05
Sağlık Tiwi
15,265 Views · 9 months ago

Nasıl, neden ve ne kadar su içemeliyiz ?
Diyetisyen Özge Bezirci SağlıkTiwi
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Beklediğimiz kış geç de olsa kapımızı çaldı. Haliyle grip gibi salgın hastalıklar daha da artmaya başladı.Bu dönemlerde bağışıklık sistemimize destek sağlamak bizi hastalıklara karşı koruyabilir.

Bağışıklık sistemimiz vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan bir savunma kalkanıdır.Bağışıklık sistemi birçok etmenden etkilenmektedir, kompleks bir yapıya sahiptir ve bağışıklık üstünde etki eden birçok etmen vardır (beslenme/yaş/stres durumu/çevresel faktörler vb.) Bazı durumlarda yardımımıza ihtiyaç duyabilir. Beslenme yönünden destek sağlamak için neler yapabiliriz bir göz atalım.

Su Tüketimi
Su bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır, su metabolik reaksiyonlar sonucu oluşan atık ürünler ve toksinleri vücudumuzdan uzaklaştırarak sağlığımızın korunmasına yardımcı olur.

Bol Meyve ve Sebze Tüketin
Yılın her ayında önem taşıyan meyve sebze tüketimine kışın da dikkat etmek önemli. Özellikle güçlü antioksidan olan C ve E vitamininden zengin vücudumuzun enfeksiyonlara karşı savaşmasını sağlayan mevsim meyveleri (portakal, mandalina, greyfurt ,kivi, nar vb.), mevsim sebzelerini (ıspanak, brüksel lahanası, brokoli vb.) ek olarak E vitamininden zengin olan yağlı tohumları da (fındık, badem, ay çekirdeği, ceviz vb.) beslenmemizde yer almasına özen gösterelim.

Peki bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için neler yapabiliriz?

Soğan ve Sarımsağa Sofranızda Yer Açın
Antimikrobiyel etkisi yüksek olan soğan ve sarımsak kükürtlü bileşikler ve flavanoidler sayesinde bağışıklığı destekler. Yüksek miktarda C vitamini içerirler.

Yapılan araştırmalar sonucu soğandaki fisetin ve kuersetin, sarımsaktaki allisin gibi fitokimyasalların immün sağlığı desteklemekte ve DNA, hücre hasarı ve inflamasyonu önleyerek kanser gelişim riskini azalttığı görülmüştür.

Salata ve Çorbalarınıza Baharatları Ekleyin
Karabiber, zencefil, zerdeçal, pul biber, karanfil gibi baharatları yoğurdunuza, çorbalarınıza, sularınıza ekleyerek bağışıklığınıza destek olabilirsiniz.

Kötü Alışkanlıklarınızdan Kurtulun
Alkol, sigara ,paketli ve işlenmiş ürünlerin fazla tüketimi bağışıklık sisteminizi zayıflatan başlıca etmenlerdir.

Sigara ve alkol hücrelerin ölmesine sebep olarak hastalıklara, erken yaşlanmaya ve vücudun savunmasız kalmasına sebep olabilir.

Paketli ve işlenmiş ürünlerin içindeki raf ömrünü uzatan, aroma ve kıvam verici katkı maddeleri birçok hastalığa davetiye çıkarabilir.
Doğal Takviyeler

Probiyotik: Vücut için fayda sağlayan mikroorganizmalar olarak adlandırılan probiyotiklerin ruhsal sağlığı koruma, bağırsak düzenini sağlama, bağışıklığı güçlendirme gibi birçok etkisi bulunmaktadır. Besinlerden aldığımız probiyotik her zaman yeterli gelmeyebilir(kefir,yoğurt,turşu gibi besinler probiyotik açısından zengindir) böyle durumlarda doktor ve diyetisyeninize danışarak takviye almak bağışıklığınıza katkı sağlar.

Çörekotu-Çörekotu Yağı (Soğuk sıkım):Çörekotu yağı, çörekotundan soğuk sıkım yöntemiyle elde edilir.Bu şekilde elde edilen yağlar daha yüksek antioksidan,fenolik bileşikler gibi bazı maddeleri içerdiğinden sağlık açısından faydaları ön plana çıkmaktadır.İçerdiği antioksidan sayesinde vücut direncini arttırmada yardımcı olur.



Propolis:Arıların; bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladıkları güçlü antibakteriyel,antifungal,antiviral ve antioksidan etkilere sahip doğal bir üründür. Bu etkisi sayesinde vücudu enfeksiyonlara karşı koruyarak vücut direncini arttırmaya yardımcı olur.

Bitki Çayları
Zencefil: Öksürük, boğaz ağrısı, mide bulantısı ve gribal enfeksiyonlarda kullanılır.

Ekinezya: Soğuk algınlığının şiddetini azaltmada ve süresini kısaltmada yardımcı olur.

Ihlamur:Vücuttan toksinlerin atılmasında, boğaz ağrısını hafifletmede etkili olabilir. İçine limon ve doğal bal ekleyerek etkisini arttırabilirsiniz.



Hibiskus Çayı:İçerisinde yüksek oranda C vitamini barındırdığından bağışıklığı güçlendirme de yardımcı olur.

Nane-Limon:Mide bulantısı ve solunum yolu enfeksiyonlarında kullanılabilir.

Ada Çayı :Öksürüğü hafifleten ve soğuk algınlığından koruyan ada çayı, zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlayarak enfeksiyon riskini azaltmaktadır.Ayrıca ada çayı gargarası boğaz ağrısına da iyi gelir. Doğal gargarayı çocuklar da uygulayabilir.

https://www.tivu.co/@sagliktiwi
-~-~~-~~~-~~-~-
Please watch: "Kilo verme de metobolizma nasıl hızlandırılabilir?"
https://www.youtube.com/watch?v=_nw1zbasaMg
-~-~~-~~~-~~-~-

Kilo verme de metobolizma nasıl hızlandırılabilir?
00:01:21
Sağlık Tiwi
4,053 Views · 9 months ago

Kilo verme de metobolizma nasıl hızlandırılabilir?
Diyetisyen Özge Bezirci SağlıkTiwi
Danışanlarımın beslenme alışkanlıklarını dinlerken onları daha yakından tanıma fırsatım oluyor. Yaşam biçimlerinden, hayata bakış açılarına kadar az çok her konuda bir fikrim oluyor. Ancak öyle bir konu var ki; ilk görüşmede kendini belli ediyor ve süreci belirliyor; ve ben bu aşamada danışanlarımı 2 gruba ayırıyorum;

Herkes kilo vermek istiyor, ama kaç kişi gerçekten inanarak başlıyor?

Yapılan araştırmalar, insanların diyet boyunca inançlarının azalan bir ivmede olduğunu gösterse de, gözlemlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki; ”kilo vereceğine inanmak” değiştirilebilir bir olgu.

Öncelikle kendinize inanmalısınız! ”Ben 10 kiloyu bir şekilde vereceğime inanıyorum” diyen danışanlarımı çok severim, benim istediğim kararlılık budur! Gözlerde o ışığı görmeliyim! Yavaş ya da hızlı verdiği kilolara ve etrafındaki insanların olumsuz sözlerine asla dikkat etmez ve sonunda gerçekten başarılı olurlar.

Ama, ”Biliyorum ben zaten, daha önce çok diyetisyene gittim, olmuyor hiç. Zaten artık inancım kalmadı” diyorsanız, işte orada daha yolun başındayken bir durup düşünmek gerekiyor. Düşüncelerimizi tamamen değiştirmek gerekiyor.”Önce bir kaç kilo vereyim, o şekilde inanabilirim” demek yok! Önce inanacaksınız ki, kilolar sizi bırakıp gitsin.

Daha önce kilo verememiş olmanız ya da çok yavaş kilo veriyor olmanız şuanki durumu etkilemez. Bugün yeni bir gün ve yeni şeyler söylemek lazım! Öncelikle gerekli tahlilleri yaptırıp herhangi bir sağlık probleminiz olmadığından emin olmalıyız. İçimiz rahatladıktan sonra da sorunun esas kaynağını çözmek gerekiyor!

Kendinize inandıktan sonra; bana ve önerilerime, benim sözlerime inanmalısınız! (ya da birlikte çalıştığınız diyetisyeninize).

İşte tam bu noktada ‘placebo’ etkisinden bahsetmek istiyorum.

Zayıflama diyetlerinde tavsiye edilen bir çok ”bitki çayı karışımlarının” zayıflamada ”PLACEBO ETKİSİ” yarattığı kanıtlanmıştır. Bitki çaylarının metabolizmaya katkısı inkar edilemez, ben de programlarımda çok kullanırım; ancak tek başına bitki çayları zayıflatmaz; diyetle ve egzersizle birlikte kilo kaybını destekler ve hızlandırır!

Diyet yapan 2 grup düşünün, her iki grupta da benzer özelliklerde ve yaş aralıklarında, benzer aktivite seviyesine sahip 100 kişi var. Bu gruplardan A grubundakilere ödem atmaları için tıbbi bir ilaç veriliyor, ve deniyor ki; ‘Bu ilaç ödeminizi atıyor”. B grubuna da aynı şekilde ödem atmaları için bir ilaç veriliyor ve aynı şekilde ilacın ödem atacağı söyleniyor. A grubundaki ilaç gerçekten ödem atma özelliğine sahip ancak B grubuna verilen; ilaç görünümünde ‘bonibon’ benzeri etkisiz bir ürün. İlaçları düzenli kullanan deneklerde, her iki grupta da çok benzer sonuçlara rastlanıyor çünkü her iki grupta da katılımcılar ilacın etkisine İNANIYOR!
Placebo Etkisi ile ilgili daha geniş bilgiye buradan ulaşabilirsiniz!

KİLO VERME DÖNEMİNDE RUH-BEDEN-ZİHİN İNANILMAZ BİR ÜÇLÜDÜR! ASLA AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ. BU NE DEMEK?
Bir örnekle açıklamak gerekirse; bazı danışanlarım yediği maydanozdan, çörekotundan zevk alarak ve onun faydalı olacağını düşünerek tüketiyorlar. Yani tamamen odaklanarak! Diğer yandan, ”şunu da yiyelim hemen bitsin kurtulalım, zaten çok kötü tadı var” şeklinde bir işkenceye dönüşürse, bu iş olmaz! Çünkü her zaman söylüyorum ki; zayıflama programlarında diyet ve spor kadar psikolojik durum ve motivasyon çok çok önemli!

Danışanlarımda, kilo vereceklerine dair inancı gördüğüm anda ”işte bu” diyorum. Sonrasında zaten işimiz çok kolaylaşıyor.

Lütfen inanın! Yapabileceğine, başarabileceğine inanan gruptan olun.

Eğer, siz bile kendinize inanmazsanız, bu nasıl mümkün olabilir ki? Nasıl gerçek olabilir?

Rahat olun ve beslenmeyi bir takıntı haline getirmeyin.

Kendi kendinize tekrarlayın;

”Ben, profesyonel yardım alıyorum, diyetimi ve sporumu yapıyorum, elimden gelenin en iyisini yapıyorum ve bundan sonrasını tamamen akışına bırakıyorum”

Bir bakmışsınız ki, siz keyif almaya başlayınca, 5 kilo gitmiş bile.

Artık sizi kimse tutamaz!

Tebrikler! İnandınız
https://www.ozgebezirci.com/

https://www.tivu.co/@sagliktiwi

Diyet sırasında motivasyonun önemi
00:01:11
Sağlık Tiwi
7,944 Views · 9 months ago

Diyet sırasında motivasyonun önemi nedir?
Diyetisyen Özge Bezirci SağlıkTiwi

Diyet yapmak istiyorsunuz ama motive olamıyor musunuz ?
Diyette motivasyonunuzu sürdürmek için size bazı fikirler vermek istedim.

Tavsiyelerim ;

1-) Hedef Belirlemek
2-) Ödüllendirme
3-) Diyet Arkadaşı
4-) Not Alma
5-) Odak

---------------------------------

Sağlık Yaşam, Beslenme ve Diyet konularında fikir alışverişinde bulunmak, soru sormak veya randevu almak isterseniz, web sitemden veya youtube kanalımdan bana ulaşabilirsiniz.
Zayıflama programlarının kişinin (yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, beslenme alışkanlıkları vb.) özelliklerine göre enerji ve besin öğeleri içermesi; yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılabilmesi ve yavaş (haftada 0,5 - 1 kg) ağırlık kaybı ile bireyin yeni beslenme programını yaşam tarzı haline getirmesini sağlayabilmesi gerekir. Yaşam tarzı haline getirilemeyen hiçbir yönteme başlamamak gerekir. Unutulmamalıdır ki; ayda 6 kg üzerinde ağırlık kaybı metabolik olarak başka sağlık problemlerine zemin hazırlamaktadır. Kimse 10 senede aldığı kiloları 10 günde vermeye kalkmamalıdır. Sabırlı olmak tüm diyetlerde en önemli koşullardan birisidir.

Kilo vermeye karar vermiş bir kişi normal bir bireye göre çok farklı düşünüyor. Bunlardan en kötüsü ise hızlı kilo vermenin sağlıklı olduğu düşüncesi.

Çünkü hedefe hızlı ulaşmak birçok kişinin istediği tek şey ve bu durumu olumlu hale getirmek motivasyon artışı demek.

Hızlı kilo vermenin zararları
Her şeyden önce hızlı kilo vermenin ne kadar yanlış bir hareket olduğunu bilmenizi istiyorum. Bu sebeple hızlı kilo veren bireylerde sık gördüğüm problemleri sizlerle paylaşacağım.

İşte hızlı kilo vermenin zararları.

Hormon dengeniz bozulur
Hızlı kilo vermek için çok az kalori almanız gerekiyor. Az kalori almak ise her zaman bedeninizin enerji üretim ve tüketim mekanizmalarını sekteye uğratır. Ayrıca çok az kalori alırsanız hayati organların tamamı yeterli enerjiyi alamaz ve bazı organlar kısıtlamaya gitmek zorunda kalır.

Kısıtlama yapılan organ ve ilgili hormonlar ise bu süreçte ciddi şekilde zarar görür.

Hormon bozukluğu riski düşük kalori ile beraber yetersiz yağ alımı yapan kişilerde daha fazla. Çünkü yağ, birçok hormon ve beden yapısında kilit rol oynar.

8,5-24,9 kg/m2 aralığındaki bireyler normal kilolu

*25-29,9 kg/m2 aralığındaki bireyler hafif kilolu

*30-34,9 kg/m2 aralığındaki bireyler kilolu

*35-39,9 kg/m2 aralığındaki bireyler fazla kilolu/obez

*40 kg/m2 ve üzeri morbid obez olarak nitelendirilir.

Örneğin; 75 kg, 1,60 m boyundaki bir kadın için BKİ = 75/1,6*1,6 olarak hesaplanır, yani 29,2’dir.

İdeal kilo aralığındaki bir bireyin kilo verimi morbid obez birine göre daha zordur çünkü vücut direnci yüksektir. Bu yüzden hedeflerimiz, referanslarımız her zaman bir başkası değil öncelikle kendimiz olmalıdır.

Sadece BKİ de yeterli bir sonuç değildir. Yine WHO yayınlarında bel çevresinin riskinden de bahsetmiştir. Türkiye için kadınlarda 88 cm ve üzeri, erkeklerde ise 94 cm üzeri risk altında olduğunuzu gösterir.

KİLO YÖNETİMİ
Kilo kaybetmek, kilo almak veya kilosunu korumak isteyenler içindir.
Hedef kilonuza ulaşacaksınız.
Sağlıklı beslenmeyi ve bunu sürdürmeyi öğreneceksiniz.
Yaptığınız egzersizden maksimum seviyede verim alabileceksiniz.
Genel sağlık durumunuz (kan değerleri, fiziksel performans, uyku düzeni…) optimum seviyeye ulaşacak.​​​​
PERFORMANS PROGRAMI


Yoğun egzersiz yapan bireyler veya sporcular içindir.

Vücut yağını hedef seviyeye getirmek ve egzersizden optimum verimi alabilirsiniz.

Egzersiz sonrası en kısa sürede toparlanıp sonraki antrenmana hazır olacaksınız.

Kas kaybının önüne geçip, yağ kaybını maksimum seviyeye çıkaracaksınız.

Genel sağlık durumunuz (kan değerleri, fiziksel performans, uyku düzeni…) optimum seviyeye ulaşacak.


“Sağlıklı bir beden için spor eşliğinde yeterli ve dengeli beslenmelisiniz. Her bireyin vücut kompozisyonu,fiziksel aktivitesi ve yaşam tarzı birbirinden farklıdır; bu yüzden beslenme programınız da size özel olmalıdır. Sevdiğiniz besinlerden vazgeçmeden, porsiyon kontrolü ve doğru beslenmeyi öğrenerek sağlığınıza kavuşmanın zamanı geldi. Gelin birlikte başaralım; önemli olan sizin diyete değil, diyetin size uygun olmasıdır!
http://www.ozgebezirci.com

https://www.tivu.co/@sagliktiwi

Show more